|
15 Mayis 1919'da Izmir'i isgal eden Yunan Ordulari Anadolu'yu adim adim isgal
ederek Türk direnisinin simgesi olarak gördükleri Ankara'yi ortadan kaldirmak
istiyorlardi. Birinci Dünya Savasi'nin bitisinden yaklasik alti ay sonra
baslayan bu isgal "Hasta Adam"olarak anilan Osmanli Imparatorlugu'ndan bir
isyanla kopmus, yüzyillarca beraber yasanilan bir halktan
geliyordu:Yunanlilar...
Isgale karsi ilkin, çesitli yerlerde küçük halk
direnisleri ile Anadolu'da yanmaya baslayan özgürlük atesi 19 Mayis 1919'da
Samsun'a çikan Mustafa Kemal ve arkadaslarinin Amasya,Sivas ve Erzurum'daki
çalismalari ve Anadolu'nun her yerinden katilan yurtseverler ile merkezilik
kazandi ve sekillendi.
Ankara ise, bu atesin merkezi oldu. Sadece Yunanlilarin
degil; güneyde Fransizlarin, kuzeyde Pontus Rumlarinin doguda ise Ermeni
Ordularinin açtigi cephelerde Anadolu insani tam üçbuçuk yil süren bir kurtulus
mücadelesi yürüttü. Yokluklar içerisinde verilen bu büyük varolus kavgasi
zaferle sonuçlandiginda, ates, kül ve dumanin içerisinden genç Türkiye
Cumhuriyeti dogmustur.
Balkan yenilgilerinden beri giderek toprak ve güç
kaybeden Osmanli Imparatorlugu'nda neredeyse her evden sehit vermis, yokluk ve
yikim içerisindeki Anadolu'dan baska geriye ne kalmisti? Her cephede
savasmaktan yorgun ve yoksul düsmüs bir ordu. Üstelik silahlari Sevr antlasmasi
ile biraktirilip terhis edilmis. Iste bu yoksulluklar içerisinde kurulmaya
çalisilan yeni bir devletin düzenli hale getirmeye çalistigi ordusunun ve
saldirgan güçlerden sadece birinin elinde neler olduguna söyle bir bakalim:
Savasçi Tüfek Agir Mak. Tüf. Top Kamyon Uçak Türk Kuvvetleri 100.000(x) 56.448
501 166 - 2
Yunan Kuvvetleri 122.164 85.000 876 248 800(x) 18
Açikça görülüyor
ki Ingilizlerin teknik ve malî destegi ile ciddi bir lojistik güç biriktiren
Yunan ordusu,yukarida belirttigimiz bütün bu yikimlardan çikmis Türk güçleri
karsisinda güçlü bir görünüm sergiliyordu. Ancak, bu güç savasi kazanmalarina
yetmedi. Ankara'da görüsmek üzere sözlestikleri Avrupali gazetecilere
verdikleri sözü tutamadilar. O yorgun ve yoksul ordu Sakarya nehrinin
kiyilarina bir direnç duvari kurdu. Ve Yunan Ordusu, bu duvara çarptiginda ters
yüz oldu. 23 Agustos 1921'de baslayip 13 Eylül 1921 günü sona eren 22 gün 22
gecelik Büyük ve kanli Meydan savasinin bilançosu oldukça kanlidir:
Ölü Yarali Toplam Kayip Türk Kayiplari 3.282 13.618 16.900
Yunan Kayiplari 15.000(x) 25.000 40.000(x) Yunanlilar kaybetmistir.
Sakarya irmaginin dogusunu bosaltarak
geriye çekilmeye baslarlar... Sakarya Meydan Savasi iste bu bastanbasa aci ve
sikintilarla dolu bir sürecin tayin edici, belirleyici bir evresidir. Çünkü,
isgal ordulari içerisinde en tehlikelisi ve güçlüsü olan Yunan Ordusu ancak bu
savasi kaybettikten sonra geri çekilmeye baslamistir. Türk Ordusu "Büyük
Taarruza" giden yolda hazirlik imkanini ancak bu zaferle bulabilmistir. Siyasi
sonuçlari açisindan da Sakarya Zaferi'nin Ankara Hükümetine hareket alani açan
önemli bir faydasi olmustur. 13 Ekim 1921'de, yani Sakarya Zaferi'nden tam bir
ay sonra Türk-Ermeni-Gürcü-Sovyet Rusya arasindaki sinir sorunlarini çözen
"Kars Antlasmasi" , bu antlasmadan tam bir hafta sonra da -20 Ekim 1921-
Fransizlar ile "Ankara Antlasmasi" imzalandi. Bu anlasmalarla uluslar arasi
arenada resmen taninan Ankara Hükümeti Yunan ordularini kiskirtici bir role
soyunan Ingiliz Isgal kuvvetlerine karsi da bu zafer sonucunda ne kadar kararli
oldugunu açikça gösterdi.
|